page-title-bg

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

ÛROBOTİK YÜRÜME REHABİLİTASYONU
Robotik yürüme rehabilitasyon sistemleri End effector – Exoskeleton olmak üzere 2 çeşittir. LokoHelp bir end effector sistemdir yani kinematik zincirin son halkasından (ayaktan) makine yardımı ile desteklenir.
End effektor sistemlerde kalça ve diz eklemi serbest olduğundan hastanın yürüme eğitimine aktif katılımı sağlanır. Hasta LokoHelp ile birlikte hareket eder ve doğru zamanda, doğru kasını çalıştırmayı öğrenir. Bu da hastanın daha kısa zamanda yürümesini ve yürüyüşün daha kaliteli olmasını sağlar.
Yapılan çalışmalara göre end effector sistemler hastanın aktif katılımına izin verdiği için yürümeyi tekrar öğrenmede diğer sistemlere göre daha iyi sonuçlar vermektedir.

 

Diğer robotik sistemlerden farklı olarak hasta iki nokta ağırlık taşıma sistemiyle desteklenir ve bu sayede daha iyi bir gövde stabilizasyonu sağlanır. iki nokta ağırlık taşıma sistemi farklı yüklerde simetrik, asimetrik, dinamik ve statik ağırlık taşıma sistemi ile çalışma imkanı sağlar ve böylece kişinin ihtiyaçlarına uygun bir destek sistemi yaratılır.
Mevcut robotik sistemlerin içersinde sadece Woodway Lokohelp Robotik Rehabilitasyon Sistemi bu özelliğe sahiptir. Lokohelp ile diğer pek çok sistemden farklı olarak değişik yüzeylerde yürüme eğitim çalışması yapılır. Eğim açısı (rampa) hastaların en büyük sıkıntı yaşadığı yokuş çıkma aktivitesini pratik yapmasına olanak sağlar. Bu modda bacak arka grup kasları daha fazla aktive olur.
Sadece yürüyemeyen kişiler değil aynı zamanda yürüyüş bozukluğu olan, denge kaybı yasayan hastalar için de kullanılabildiği gibi yürüme fonksiyonlarında kayıp yaratan ortopedik cerrahi operasyonlardan sonra da kullanılır.
 

Hangi hastalara uygulanabilir?
- Hemiplejik hastalar
- Omurilik yaralanmalı hastalar
- Serebral palsi (Beyin Felci)
- Multiple skleroz ve diğer kas hastalıkları
- Parkinson
- Yürüme fonksiyonlarında kayıp yaratan ortopedik cerrahi operasyonlardan sonra.

 

ROBOTİK SPİNAL DEKOMPRESYON CİHAZI

·       Disk basısını

·       Bulgingi

·       Hernlasyonu

·       Sinir kökü basılarını azaltırken

·       Spinal eklem mekaniğini

·       Facet glidingi geliştirir

·       Faset sendromlarını azaltır

·       Spinal esnekliği geliştirir.


,

   AKUPUNKTUR


Akupunktur nedir?
Akupunktur vücutta belirlenen önemli noktalara steril kıl kalınlığında ince iğneler batırılmasıyla uygulanan, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan, etkili, bilimsel bir tedavi yöntemidir. Yaklaşık 5000 sene önce Çin-Uygur bölgesinde temelleri atılmış, kullanılan noktalar ve yöntem günümüze kadar neredeyse aynı şekilde gelmiş, ek olarak zaman içinde geliştirilmiş, kulak el gibi mikro sistemler eklenmiş  ve günümüzde de gittikçe artan oranlarda kullanılmaya başlanmıştır. Ülkemizde sadece sağlık bakanlığı sertifikalı doktorlar tarafından uygulanmasına izin verilmektedir . Lokal enfeksiyon , yabancı cisim reaksiyonu , ani tansiyon değişimi gibi yan etkiler görülebilmekte fakat ehil ellerde bu riskler minimal hale gelmektedir.

Neredeyse yan etkisiz olması, hastaya dokunma şansı veren muayene yaklaşımları , rahatsızlıkların vücudun tamamını ilgilendirdiğine inanması ve bütünsel bir yaklaşımla hastaya bakması önemli avantajlarıdır. Bu bakış açısıyla ağrı başta olmak üzere birçok rahatsızlıkta tarafımıza başvuran hastalara şifa vermeye çalışırken elimizi kuvvetlendiren güçlü bir silah olarak biz de akupunktur tedavisini kullanmaktayız

Akupunktur nasıl etki eder ?
Akupunkturun etki ettiğini biliyoruz ama henüz nasıl etki ettiğini bilmiyoruz dersek yanlış yorum yapmamış oluruz. Etki mekanizmasını çözmedeki ana sorun muhtemelen modern bilimin yani Newton’un temellerini attığı gözlemlenebilir olan bilimin bakış açısıyla akupunktur etki mekanizmasını anlamaya çalışmamızdan kaynaklanıyor olabilir. Oysa ki akupunktur vücutta gözlemlenemeyen enerjetik bir denge olduğunu , rahatsızlıkların çoğunun bu dengedeki sapmalardan kaynaklandığını savunur. Bozulan bu vücut dengesinin tekrar yerine getirilmesiyle hastalıklarda rahatlama meydana geldiğine inanır. Muhtemelen Quantum fiziğinin anlaşılmasıyla akupunktur etki mekanizmasında destekler artacaktır .

Bununla birlikte modern tıp ve bilimin desteklediği bir çok çalışmada akupunkturun sinir sistemi aracılığıyla endorfinler vb. endojen ağrı kesici maddeleri salgılattığı, bunun yanında hormonların düzeyinde olumlu değişikliğe neden olduğu, lokal  kan akımını artırdığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, kas gevşemesi sağladığı saptanmıştır. Yani biyoelektriksel düzeyde vücudun kendi iyileştirme ve ilaç mekanizmalarını kullanmaktadır diyebiliriz.

Akupunktur nasıl uygulanır ?
Detaylı muayene sonrasında saptanan hastalığa ya da rahatsızlığa göre uygun nokta kombinasyonları seçilir. Seçilen bu noktalara 1 ile 4 cm arası steril ince iğneler batırılarak yapılır. İğneler batırıldığı noktada yaklaşık 20 ile 60 dk arası bekletilmektedir. Buradaki en önemli husus nokta seçimi ve sonrasında doğru uygulama tekniğidir. Lazer, elektro akupunktur ve moksa denilen lokal ısıtıcı ajanlar farklı teknik olarak kullanılabilir.  İğne girerken hafif acı hissedilebilir fakat seans sırasında acı olmamaktadır.

Akupunktur hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır ?
Hastanelerimizde sıklıkla ağrı tedavisi için kullanılmaktadır . 100 ün üstünde rahatsızlıkta kullanılan ve daha çok kilo verme ve sigara bırakma tedavilerinde popüler olan akupunktur ağrı tedavisinde de oldukça etkilidir. Özellikle yaygın bel boyun sırt ağrılarında , vücudun tek tarafının tamamının etkilendiği sebebi bulunamayan , başa yayılım gösteren ağrılar klinikte en çok başvuru aldığımız kullanım alanlarıdır.  Endişe, korku , stres , özgüven eksikliği , mükemmeliyetçilik gibi olumsuz enerji yaratan durumların yanında, soğuk, sıcak , nemli hava gibi dış faktörleri hastalık sebebi olarak kabul eder ve akupunktur felsefesine göre vücudumuzda bulunan gözle göremediğimiz kanallar içinde dolaşan enerjinin ahenginin bozulmasıyla rahatsızlıkların oluştuğu kabul edilir. Tedavi de bu kanallardaki akım düzenlenir.

Bel-Boyun ağrısı, yüz felci, uyku ve sindirim problemleri, birçok semptomun birlikte görüldüğü fibromyalji ve irritabl barsak sendromu gibi hastalıklarda, husursuz bacak sendromu tedavisinde hastanemizde uygulanmaktadır. Bununla birlikte kilo verme ve sigara bırakma tedavilerinde de kullanmaktayız.

Akupunktur İle Zayıflama Nasıl Olur ?
Haftada bir yapılan seanslarda akupunktur ile ortalama 1-2 kilo arası verilebilmektedir. Seanslarda önce vücut akupunkturu uygulanır ve ortalama 30 dk sürer, sonrasında kulağa bir hafta kalmak üzere kalıcı küçük iğneler konulur. Bu iğneler ile tokluk merkezi uyarılır, oluşabilecek stres azaltılır .Bu süreçte hastaya uygun diyet programı ve egzersiz mutlaka birlikte önerilir. Akupunktur tedavisiyle yapılan diyetin rahat geçmesini sağlandığı  metabolizmanın hızlandırıldığı, diyet yaparken normalde oluşan fazla stresi ve iştahı baskıladığı bilinir ve etkisini böyle gösterdiğine inanılır. Özellikle diz bel boyun bölgelerinde kireçlenmesi olup mutlak kilo vermesini istediğimiz hastaların tedavisinde yapılan diğer tedaviler etkisinin daha uzun sürmesini sağlayabilir hatta kalıcı olarak eklemler üzerindeki fazla yükü kaldırabilir.

Akupunktur İle Sigara Bırakma Nasıl Olur ?
Yine kilo alma tedavisinde olduğu gibi vücut akupunkturu ile birlikte kulak akupunkturu uygulanarak yapılır . Ortalama 7 seans sürebilir. Sigara bırakıldığında oluşan çekilme semptomlarını ve stresi azaltır, içme isteğini ve el alışkanlığını baskılar.

Vücudun bütünsel sağlığını bozan kilo ve sigara bağımlılığı uzun dönemde mutlaka ağrılara sebep olacaktır. Bu yüzden akupunktur tedavisi bu sorunların da önlenmesinde faydalı olarak şikayeti değil hastalığın nedenini tedavi etme imkanı sağlamaktadır.



BOTULİNUM TOKSİN ENJEKSİYONLARI

Botulinum Toksin Nedir? Nasıl Etki Eder?
Botulinum toksini, Clostridium botulinum adı verilen bakteriden elde edilen bir besin toksinidir. Uygulanan bölgedeki sinir uçlarından salgılanan asetilkolin adında bir maddenin salınımını önleyerek kaslarda geçici gevşemeye neden olur. Bu özelliği ile lokal (bölgesel) olarak spastik kaslara uygulanarak belli süreler içinde kısmi felce sebep olan düşük dozajlı toksindir.

Botulinum toksin hangi hastalıklarda kullanılır?

Botulinum toksin, piyasada bilinen iki ticari isimle, bir çok tıbbi neden için kullanılmasına karşın, fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında daha çok,  serebral palsi, inme, multiple skreloz, travmatik beyin hasarı ve omurilik yaralanmalarından sonra gördüğümüz spastisite yani kas kasılmalarının tedavisinde kullanılan bir tedavi yöntemidir.

​Botulinum Toksin Her Hastada Faydalı mıdır?
Uzun süreli kontraktür ve deformite varlığında etkinliği azdır. Yeterli selektif motor kontrolü olan hastalarda en iyi sonuçlar alınmaktadır. Pratikte eğer dörtten fazla büyük kas grubu tutulmuş ise iyi bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu durumlarda oral tedavi, intratekal baklofen uygulaması, alt ekstremite için cerrahi seçenekler daha uygun bir seçenek olarak düşünülmelidir

Etkisi Ne Kadar Sürer? Etkinliğini Artırmak İçin Neler Yapılmalıdır?
Uygulandığı bölgede spastik kasların tonusunu (kasın kasılma kapasitesini) 3.-7. günden başlayarak, 3-6 ay süresince azaltarak o bölgenin gevşemesini sağlamak amaçlı kullanılır. Dolayısıyla botulinum toksinle birlikte çok daha yoğun bir rehabilitasyon programına geçilmeli, eş zamanlı olarak hastanın kaslarının gevşemesi ve boyunun normale dönüşü için normalden daha büyük bir efor sarfedilmelidir. Kasların boyları normale döndüğü ya da kas boyları uzadığı zaman ise, hastalar aynı şeklide daha yoğun ortez (AFO’lar-splintler vs) kullanmalıdırlar ve uzunca bir süre bu cihazların kullanımını kesinlikle terk etmemelidirler. Seri alçılama da botulinum toksin uygulamaları sonrası tercih edilen yöntemlerden biridir.

​Maksimum cevap ve uzun vadeli etki için erken tedavi tercih edilmelidir, bu sayede kontraktürlerin azalması ve cerrahinin geciktirilmesi gibi kazançlar elde edilebilmektedir. İleri yaşlardaki çocuklarda fikse kontraktürler nedeni ile etkisi daha az olmakla birlikte kısa vadeli iyileşme elde edilmektedir.

Yan Etkileri Nelerdir?
Genelde dikkatli kullanım sonrası yan etkiler az ve hafif olarak bildirilmektedir. Yüksek dozlara çıkılırsa sistemik toksisite görülebilir. Uygun dozlarda ise enjeksiyon yerinde reaksiyonlar dışında, kuvvetsizlik, ağrı, ateş zaman zaman görülebilir.



ENJEKSİYONLAR

Enjeksiyonlar, belirli ilaçları ağız yoluyla kullanmak yerine doğrudan sorunlu bölgeye uygulamak amacıyla yapılan bir tedavi yöntemidir. Başta hareket sistemi hastalıkları ve romatizmal hastalıklar olmak üzere pek çok ağrılı sendromun tedavisinde kullanılmaktadır.

Günümüzde bölgesel olarak enjeksiyon yoluyla kullanılan ilaçların en önemlileri:

Lokal Anestezikler
Bu iki ilaç türünden en çok tartışılanı kortizonlu ilaçlardır. Kortizonlu ilaçlar tek başına veya lokal anesteziklerle birlikte çok çeşitli ağrılı durumları tedavi amacıyla kullanılabilirler. Örneğin el ve ayaktaki ağrılı sendromlar, fibromiyalji, donuk omuz gibi hareket kısıtlılığı ile birlikte olan durumlar, tendinit, karpal tünel sendromu, bel ve boyundaki fıtıklar, kas spazmları ve bazı eklem rahatsızlıklarında kortizonlu ilaçlardan yararlanmak mümkündür. Romatizmal hastalıkların akut dönemlerinde eklem içine de kortizon enjeksiyonları yapılabilir; ancak bu tedavi yönteminde vazgeçilemez bazı şartlar vardır.

  • Bu işin uzmanı ve deneyimli bir hekim tarafından yapılmalıdır.
  • Steril şartlara dikkat edilmelidir.
  • Eklemdeki hastalığın mikrobik olmadığı kesinlikle bilinmelidir.
  • 1 veya 2 kez yapıldığı halde istenen sonuç alınamıyorsa tekrar edilmemelidir.
  • En sık görülen diz ağrısı nedenlerinden diz artrozunda yani kireçlenmesinde, erken dönemde yapılmamalıdır.
  • Eklem içindeki veya çevresindeki yapılarda yırtık şüphesi varsa yapılmamalıdır.

Bu koşullara uyulduğu takdirde eklem içine veya eklem çevresine yapılan kortizon enjeksiyonları çok etkili bir tedavi yöntemi olup, diğer ilaçlarla ve fizik tedavi yöntemleriyle birlikte uygulanabilir.

Enjeksiyonlar Hakkında
Son yıllarda artrozlu eklemlere yapılan bir başka enjeksiyon yöntemi daha geliştirilmiştir. Bilindiği gibi artroz yani eklem kireçlenmesi, kemiklerin arasındaki kıkırdağın aşınması sonucunda ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Aşınma sonucu kıkırdak yüzeyi bozulmakta ve kıkırdağı besleyen eklem sıvısının miktarı azalmaktadır. Bu kayıpları telafi etmek amacıyla etken maddesi Hiyalüronik asit olan ilaçları enjeksiyon yoluyla eklem içine vermek ve kıkırdaktaki hasarı kısmen onarmak mümkündür. Genellikle horoz ibiğinden yapılan veya sentetik yoldan elde edilen bu ilaçlar, birer haftalık aralıklarla üç kez art arda uygulanır ve 6 ayda bir tekrar edilebilir. Diğer tedavi yöntemleriyle birlikte uygulanabildiğinden hastalar tarafından tercih edilen bir şeklidir. Burada da kortizon enjeksiyonlarındaki koşullara aynen dikkat etme zorunluluğu vardır. Mutlaka bu konuda deneyimli bir uzman hekim tarafından yapılmalı, eklemde iltihap bulunmadığından emin olunmalıdır. Bazen herhangi bir ilaç vermeden sadece aşırı artmış eklem sıvısını almak amacıyla da enjeksiyon yapılabilir. Eklem ponksiyonu adı verilen bu tedavi yönteminin amacı, travma veya romatizmal hastalıklar sonucunda artan eklem sıvısını boşaltıp eklemi rahatlatmak ve bu sıvı içinde biriken zararlı maddeleri ortamdan uzaklaştırmaktır. Bu işlemin mutlaka steril şartlar altında, deneyimli bir hekim tarafından yapılması ve enjeksiyondan sonra hastanın takip edilmesi gerekir. Şüpheli durumlarda alınan eklem sıvısı tahlile gönderilir ve içinde iltihap olup olmadığı araştırılır. Normal şartlarda eklem için hayati önemi olan eklem sıvısında aşırı artış olmadan bu işlemin yapılmaması gerekir. Aksi takdirde faydadan çok zarar meydana gelir. O nedenle bu yönteme karar verecek hekimin bilgisi ve deneyimi çok önemlidir.

İlaçlı enjeksiyon yöntemlerinden başka ağrılı noktalara, herhangi bir ilaç vermeden yalnızca iğne batırılarak yapılan bir tedavi yöntemi daha vardır. “Kuru iğne tedavisi“ adı verilen bu yöntemde ağrılı bölgeye, ilaç vermeden iğneler batırılıp çıkarılır. Amaç o bölgedeki ağrılı sinir uçlarının hassasiyetini azaltmak ve ağrı iletimini engellemektir. Uzak Doğuda binlerce yıldır başarıyla uygulanan akupunktur tedavisine benzeyen bu tedavi yöntemi son yıllarda Batı ülkelerinde oldukça yaygınlık kazanmıştır. İlaç enjekte edilmediğin ilaçlara bağlı herhangi bir yan etki söz konusu değildir. Diğer tedavilerle ve fizik tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Başta fibromiyalji olmak üzere, bel ve boyun fıtıklarında, ağrılı kas spazmlarında, ağrılı eklem hastalıklarının tedavisinde etkili olan bir tedavi yöntemidir.

Buna benzer bir diğer tedavi şekli “Mezoterapi”dir. Küçük uçlu enjektörlerle az miktardaki lokal anestezik maddelerin vücuda belirli noktalardan enjekte edilmesiyle yapılan bir tedavi yöntemidir. Kullanılan ilacın miktarı çok az olduğundan ilaca bağlı yan etkiler görülmez. Uygulama sırasında steril koşullara dikkat edilmesi, iltihap şüphesi olan bölgelere ve açık yaraların yakınına yapılması gerekir.

Mezoterapi’ye benzer şekilde uygulanan, ancak lokal anestezikler yerine dekstroz solüsyonu kullanılarak yapılan bir diğer enjeksiyon tedavi yöntemi “Proloterapi” dir. Küçük uçlu enjektörlerle ağrılı bölge çevresine yapılan bu tedavi şeklinin de deneyimli hekimler tarafından uygulanması gerekir. En çok uygulandığı durumların başında kronik romatizmal hastalıklar, bel-boyun ağrıları, kas spazmları ve fibromiyalji gibi ağrılı rahatsızlıklar gelir.



KURU İĞNE TEDAVİSİ

Kuru iğneleme tedavisi nedir?
Genel olarak kas ve bağ dokular içerisindeki tetik noktalara, gergin bantlara akupunktur tedavisinde de kullanılan iğnelerin batırılmasıyla yapılan tedaviye kuru iğneleme tedavisi denir. Kuru ifadesi vücuda steroid, lokal anestezik , mezoterapi ürünleri gibi herhangi bir ilaç verilmemesinden kaynaklanmaktadır. Genellikle kas iskelet sisteminin ağrılı durumlarında kullanılır. Etkinliği ile ilgili çok sayıda bilimsel çalışma bulunmaktadır.

Kuru iğne tedavisinin etki mekanizması nedir ?
Teori düzeyinde olan fakat genel geçer kabul görmüş en önemli teori 1977 yılında yapılmıştır . Buna göre, tetik noktalar çoğunlukla sinir kas bileşim yerleri ile ilgilidir ve bu alanların iğne ile uyarılması merkezi sinir sistemine fazlaca bilgi girmesine sebep olur bu da daha önceden merkezi sinir sistemine yani beyin ve omuriliğe gelen ağrılı uyaran girişlerinin kapatılmasına sebep olur . Burda en önemli husus halk arasında kulunç , yel girmesi diye tariflenen bu rahatsızlıkların , çok daha ciddi durumlar olan bel fıtığı ve sinir sıkışmalarını taklit etmesi ve aslında neredeyse yan etkisiz olan kuru iğne ile basitçe tedavi edilebilecek olmasıdır. Bu sebeple, hekimin ayırıcı tanısı ve değerlendirmesinin önemi büyüktür. Bilimsel makalelerde etkinliği %70 ler civarındadır. Doğru hasta seçimi ve doğru uygulama tekniği ile bu oranın artacağı aşikardır.